(Enternasyonalist Komünist Eğilim'in tarihi ve siyasi pozisyonları hakkında periyodik olarak makaleler ekleyeceğimiz web sitesinin Tarihimize Giriş (https://www.leftcom.org/tr/articles/2024-06-08/tarihimize-giri%C5%9F) bölümünü ziyaret edin.)

İtalyan Sosyalist Partisi (PSI) İçinden

İtalya'da reformistlere karşı örgütlü bir Marksist sol hareketin ilk sinyali PSI'nin Milano Kongresi'nde (1910) ortaya çıktı. Sonrasında, Sağ tarafından bir "kültür" organı, Sol tarafından ise bir devrimci mücadele okulu olarak görülen Sosyalist Gençlik Federasyonu etrafında sert bir çatışma yaşandı.

1912'de PSI'nin Reggio Emilia Kongresi'nde Sol, kendisini Uzlaşmaz Devrimci Fraksiyon adı altında örgütledi. Bir sonraki Ancona Kongresi'nde Sol, Sağ'a karşı devrimci programı savunurken, Napoli'de Marksist sosyalistler, genç Amadeo Bordiga ile birlikte Karl Marx Devrimci Sosyalist Çevresi'ni kurdular.

Bologna'da 1912 yılında düzenlenen Gençlik Kongresi'nde Sosyalist Gençlik Federasyonu'nun sol kanadı (yayın organı L'Avanguardia ile birlikte) konsolide edildi; özellikle Bordiga'nın başını çektiği bir grup genç uzlaşmaz, partinin eylem ve devrimci liderlik organı olarak net bir vizyonunu vurguladı. Bordiga, L'Avanguardia'yı okuma ve çalışma çevrelerindeki genç sosyalistler için "esasen kültürel bir organ" haline getirmeyi amaçlayan Angelo Tasca'nın takipçilerine karşı çoğunluğu kazanan Sol adına bir önerge sundu.

1914'teki emperyalist savaşta İkinci Enternasyonal'e bağlı pek çok sosyalist parti kendi hükümetlerinin yanında yer aldı ve hatta savaş kredileri lehine oy kullandı. İtalya'da Sol, Benito Mussolini ile birlikte PSI'dan ayrılan müdahaleciler ve ne olduğu belirsiz "ne destek ne de sabotaj" formülünü destekleyen Merkezciler karşısında devrimci bozgunculuğu destekleyen tek akımdı. İtalyan Solu, enternasyonal solun (Zimmerwald ve Kienthal Konferanslarındaki) pozisyonlarıyla tamamen hemfikirdi: Sosyal Demokrasinin ihanetine karşı "Marksizmin ideolojik sınırlarının şiddetle savunulması" ve "emperyalist savaşın bir proleter devrime dönüştürülmesi". (Lenin)

1917 'deki Ekim Devrimi İtalyan solu tarafından "enternasyonal sosyalist devrimin" ilk eylemi ve Bolşevizm de "her toprakta yeşerebilecek bir bitki" olarak karşılandı. PSI'da baskın olan Sağ ve Merkez eğilimlere karşı Sol, Lenin'in tüm tezlerini destekledi ve Aralık 1917'de kendi gazetesi il Soviet'i kurdu. Sol, fabrika konseyleri konusunda, sendika niteliğindeki yerel organların "gelecekteki toplumun önceden şekillendirilmesi" olarak tanımlanmasına dayanan bir şekilde aşamacı pozisyonların propagandasını yapan Antonio Gramsci 'nin etrafındaki Torino grubu L'Ordine Nuovo ile doğrudan çatışmaya girdi.

1919'da PSI'nin Bologna Kongresi'nde Giacinto Serrati'nin Maksimalistleri açık bir çoğunluk elde etti, ancak seçim yanılsamalarına karşı ve iktidarın devrimci fethinin örgütlenmesi için Çekimser Komünist Fraksiyon olarak Bordiga'nın etrafında toplanan yeni Sol, giderek daha açık bir şekilde kendini oluşturdu. Tüm bunlar, iktidarı ele geçirmenin doğru zamanı olup olmadığı ve araçları konusunda bölünmüş bir parti içinde gerçekleşiyordu. Çekimser Komünist Fraksiyon, Marksizm'deki teorik temelinin, yeni kurulan Üçüncü Enternasyonal'in (Komintern) taktik çizgisi ve stratejik hedefleriyle tam bir uyum içinde olduğunu ilan etti. Tek muhalif çıkış, seçimlere katılım ve Bolşevikler tarafından desteklenen devrimci parlamentarizm konusundaydı.

Komintern'in İkinci Kongresi'nde (1920) İtalyan Solu, oportünist unsurlardan titizlikle kopuşa (Kabul için 21 Koşul'da belirtilmiştir) katkıda bulunmuştur

İtalya Komünist Partisi'nin (PCd'I) Lideri Olarak İtalyan Solu

Imola Konferansı 28 Kasım 1920'de gerçekleştirildi. Torino grubu L'Ordine Nuovo, Komintern'in İkinci Kongresinde alınan tüm kararların kabul edilmesi ve uygulanması için bir sonraki PSI Kongresine Livorno'da bir önerge sunma kararında Çekimser Komünist Fraksiyonun çekirdek kadrosuna katıldı.

Ocak 1921'de Livorno Kongresi'nde Sol, eski ve reformist PSI'dan koptu: Moskova'nın 21 Şartı temelinde Üçüncü Enternasyonal'in bir seksiyonu olarak PCd'I'yi kurdu. Yeni parti Sol tarafından yönetiliyordu.

Sol; sendikal, siyasi ve enternasyonal olmak üzere tüm cephelerde mücadeleye girişerek Sosyal Demokrat reformizm ve isyancı Faşizm ile açıkça savaştı. Merkezciler için Faşizm feodal bir gericilik iken, Sol için Faşizm, ciddi sosyal ve ekonomik kriziyle yüzleşmeye çalışan sermayenin siyasi bir tezahürü olarak tanımlanmıştı.

Bununla birlikte, Rusya'daki sovyet deneyiminin izolasyonu artık giderek daha belirgin hale geliyordu. Komintern'in Üçüncü Kongresi'nde giderek daha oportünist pozisyona doğru ilk kaymalar gerçekleşti. Bu, muğlak bir "işçi hükümeti" formülü temelinde diğer siyasi güçlerle "birleşik cephe "de özetlenen ve sonunda "tek ülkede sosyalizm" gibi karşı-devrimci bir fikre varmak için gerekli uygun koşulların ve bir dizi taktiksel esnekliğin başlangıcıydı.

PCd'I'nin Roma Kongresi'nde (1922) onaylanan Taktik Üzerine Tezler (Bordiga ve Umberto Terracini tarafından yazılmıştır) ile Sol, partinin doğasının tanımlanmasından burjuva siyasetinin evrimiyle başa çıkmada komünist stratejinin tutarlı pratik uygulamasına kadar en yakıcı sorunların çözümüne enternasyonal kampta benzersiz bir katkıda bulunmuştur.

Komintern'in Genişletilmiş Yürütme Komitesinde (1926'daki Altıncı Yürütmeye kadar), Bordiga tarafından temsil edilen İtalyan Solu, Bolşevik Parti ve Komintern'de yaratılan durumun ciddiyetini cesurca kınayan tek sesti.

Haziran 1923'te İtalyan Solu, Yürütme Komitesinden ve dolayısıyla PCd'I liderliğinden uzaklaştırıldı. Hatırlanacağı üzere, Mussolini Hükümetinin kurulmasının ardından Ocak sonu ile Şubat başı arasında Faşist polis, Bordiga da dahil olmak üzere PCd'I'nin merkezi ve yerel liderlerinin çoğunu tutuklayarak Yürütme Komitesinin işleyişini imkansız hale getirmişti. Bu kişiler "devlete karşı komplo kurmak" suçlamasıyla yargılandılar ve bu durum Kominternin çıkarları doğrultusunda derhal, geçici olarak Palmiro Togliatti'ye ve daha sonra doğrudan Gramsci'ye emanet edilen yeni bir liderliğin oluşturulmasını "tavsiye etmek" için kullanıldı. Komintern'in İtalyan Partisi üzerindeki kontrolü giderek artıyordu.

Moskova tarafından dayatılan ve Gramsci üzerinden kendini gösteren yeni Merkez, derhal Sol'un destekçilerine karşı bir sindirme ve sansür kampanyası başlattı: Bordiga'yı siyasi referans noktası olarak alan yoldaşlar tarafından 1924'te Napoli'de kurulan Prometeo dergisinin baskılanmasından, Sol tarafından kontrol edilen şubelerin dağıtılmasına kadar. Siyasi iklimin değişmesine rağmen PCd'I, Mayıs 1924'teki Como Ulusal Konferansı 'nın da gösterdiği gibi "eski" pozisyonlarının arkasında sağlam bir şekilde durmaya devam etti. Parti liderliğinin bu el altından yürütülen konferansının sonuçları çok açıktı. 45 federasyonu sekreterinden 35'i ve gençlik federasyonu sekreteri Bordiga'nın, Sol'una, 4'ü Gramsci'nin Merkez'ine ve 5'i Tasca'nın Sağ'ına oy verdi.

Merkezin kendisini Parti liderliğine kuraldışı bir şekilde dayatma girişimlerine karşı Sol, 1925 yılında Parti'nin sınıf karakterini kaybetmesine karşı ilk alarm zili olarak Intesa Komitesi'nin kurulmasıyla yanıtını verdi. İtalyan solunun en deneyimli ve etkili isimleri, Parti liderliğine karşı kendi siyasi çizgilerini savunmak ve Partinin izlediği yeni rotaya karşı kendi platformlarını korumak için bu komite etrafında yeniden toplandılar.

Intesa Komitesi, Moskova'nın emri altında gerçekleşen "Bolşevikleşme" karşısında, partide hala çoğunluğu elinde bulunduran akımın eylemlerini koordine etmek üzere soldan yoldaşlar (Onorato Damen, Bruno Fortichiari, Ugo Girone, Francesca Grossi, Fortunato La Camera, Mario Lanfranchi, Mario Manfredi, Ottorino Perrone-Vercesi, Luigi Repossi, Carlo Venegoni) tarafından kurulmuştur. Başlangıçta bu girişime karşı çıkan Bordiga, daha sonra yoldaşların eylemine katılmış, ancak ihraç edilme tehdidiyle karşı karşıya kalınca, yaklaşan Lyon Kongresi'ne siyasi ve örgütsel olarak marjinalleşmiş bir şekilde girmek üzere Intesa Komitesi'ni feshetmek zorunda kalmıştır. Intesa Komitesi, o dönemde Rusya'da ve dünyada meydana gelen karşı devrimin ilk işaretlerine hem ulusal hem de enternasyonal düzeyde muhalefet eden İtalyan Solunun doğuşu olarak kabul edilebilir.

Solun kenara itilmesi ancak PCd'I'nin Lyon Kongresinde (1926) resmiyet kazandı. Merkeze karşı kendi tezlerini sunan bir Sol ile karşı karşıya kalan Parti liderliği, İtalya'daki Faşist diktatörlüğün yarattığı pek çok sıkıntılı durum nedeniyle katılım sağlayamayan delegelerin tüm oylarını kendi lehine saymak ve Sol'a oy veren herhangi bir delegenin parti maaşını ve desteğini kaybedeceği tehdidinde bulunmak gibi bir dizi manevrayla karşılık verdi. Bu tür manevralar sayesinde Merkezciler nihayet Parti liderliğini kalıcı olarak ele geçirebildiler. Böylece Lyon Kongresi, Sol akımın Parti'deki tüm yönetim organlarından uzaklaştırılmasını kabul etti. Gramsci'nin başını çektiği liderlik "Lyon'da Bordigist aşırı solunun partide hala sahip olduğu güçlere ters düşecek şekilde temsil edilmesini sağladı" (Berti, I primi dieci anni di vita del PCI s.188). Bordiga daha sonra şu yorumu yapacaktır: "Tüm faaliyetlerin gizli olması gerektiğinden, Merkezci liderlerin hilesi çok zarifti; ne Merkez'e ne de Sol muhalefete oy vermeyen tüm oy pusulalarının Merkez'in tezleri lehine sayılmasına karar verildi." (Storia della Sinistra comunista, in Programma Comunista 12, 1961). Böylece, Sol delegelerin çoğunun yokluğunda (İtalyan İçişleri Bakanlığı'nın emriyle pasaportları askıya alındı), Gramsci'nin Merkezi oyların %90.1'ini aldı. Sol marjinalleşti ve PCd'I artık Moskova'nın siyasi dikteleriyle uyumlu yeni bir lider grup tarafından yönetiliyordu ve bu grup Parti'ye her şeye kadir Genel Sekreterlik makamını getirdi.

Fraksiyondan Enternasyonalist Komünist Parti'ye (PCInt)

PCd'I'nin "Bolşevikleştirilmesine" karşı çıkan İtalyan Solu, Troçki'nin Rus Partisi içindeki muhalefetiyle dayanışma içinde olduğunu ifade etti. Bu andan itibaren Faşizm ve Stalinizm, Sol'un militanları üzerindeki baskısını artırdı ve hayatta kalanların çoğunu Fransa ve Belçika'ya politik ilticaya zorladı.

Bordiga, 1926'da Komintern'in Altıncı Genişletilmiş Yürütme Komitesinde yaptığı konuşmanın ardından İtalya'da kaldı ancak nihayetinde özel hayatına çekildi ve kendini Napoli'de mühendis olarak mesleğini icra etmeye adadı.

19278 'de yurtdışındaki İtalyan Solu birFraksiyonolarak birleşti ve1928'dePantin'de (Paris)PrometeoveBilandergilerini yayınlayarakİtalya Komünist Partisi'nin Sol Fraksiyonunu (1935'ten itibarenKomünist Solun İtalyan* Fraksiyonu) resmen kurdu. Fraksiyonun önde gelen savunucuları arasında şunlar vardı: Perrone (Vercesi), Virgilio Verdaro (Gatto Mammone), Alfredo Bianco (Bibbi), Giovanni Bottaioli (Butta), Luigi Danielis (Gigi), Aldo Lecci (Tullio), Otello Ricceri (Piccino), Enrico Russo (Candiani), Giacomo Stefanini (Mauro) ve diğerleri.

Devrimci Marksizmin çeşitli inkar ve ihanetlere karşı yorumlanması, uygulanması ve savunulmasını içeren bu kızıl hat aracılığıyla İtalyan Komünist Solu 1943'te PCInt'i kurdu. PCInt, Damen ve Bruno Maffi gibi o zamanlar İtalya'da ikamet eden yoldaşlar ve yurtdışından (Fransa, Belçika, İsviçre) dönenler tarafından kuruldu. Yayın organları başlangıçta gizli Prometeo, daha sonra da Battaglia Comunista oldu. Örgüt özellikle Torino, Casale, Asti, Milano, Sesto San Giovanni, Parma ve Floransa bölgelerinde genişledi ve güçlendi. Komintern'in yozlaşmasına karşı, Fraksiyon'un yurtdışında inşası için, en karanlık yeraltı döneminde aktif bir partiyi yeniden inşa etmek amacıyla İtalya'daki bağları canlı tutanlar; eski komünist silahlı muhafızlardan yoldaşlar, devrimci militanlıklarını ve komünist çalışma tarzlarını sürdüren hapis ve sürgünle karşı karşıya olanlar, her türden örgütsel, teorik ve siyasi mücadeleyle şekillenmiş militanların katılımı ile PCInt şekiilendi.

Faşistlerin saldırılarının yanı sıra enternasyonalist komünistler, Stalinist İtalyan Komünist Partisi'nin (PCI) saldırılarına da maruz kaldılar. Bunlar sadece sözlü ve karalayıcı suçlamalar ve provokasyonlar ("Gestapo'nun casusları" gibi) değil, aynı zamanda 1945'te iki yoldaşın, Fausto Atti ve Mario Acquaviva'nın öldürülmesine yol açan fiziksel şiddetti. Yer altında varlığını sürdüren Prometeo, Stalinistler tarafından "polis tarafından dağıtılan... karşı-devrimci çürümenin casusluk ve provokasyonla iç içe geçtiği, OVRA [İtalyan gizli polisi] ve Gestapo'nun bir aracı haline geldiği pis bir paçavra" olarak tanımlanıyordu. (PCI'nin yayın organı La Nostra Lotta'dan). PCI böylece işçileri, Asti, Casale Monferrato, Torino, Milano ve Sesto San Giovanni'deki 1943 grevlerinde aktif olan militan enternasyonalist işçilerin "yüzlerini parçalamaya" (PCI gazetesi La Fabbrica'dan) ve bazı durumlarda Almanya'ya sürülmelerini teşvik etti.

Komünist Sol'un Rusya ve Enternasyonal'deki karşı-devrimin seyrini takip ederek (ve deneyimleyerek) geliştirdiği zorlu çalışma doğrultusunda, PCInt hemen şu şekilde karakterize edildi:

* hem liberal-demokrat burjuvazinin hem de ulusal-komünistlerin kapitalizme karşı bir mücadele olarak değil, kapitalizmin ulusal güçleriyle bir ittifak olarak gördükleri anti-faşizmin maskesinin düşürülmesi;

* Sosyal Demokratlar ve Stalinistler tarafından desteklenen "halk cephelerinin" ve "birleşik cephelerin" sınıflar arası politikalarının reddedilmesi ve eleştirilmesi;

* İster Washington ve Moskova'nın "demokratik" cephesi, ister Berlin'deki Nazi-faşistler olsun, emperyalist savaşta herhangi bir tarafın desteklenmesinin reddedilmesi;

* Stalinizme ve sosyalizme giden ulusal yola karşı mücadele

Notlar:

Resim: Komünist Sol'un eski ve reformist PSI'dan ayrıldığı Livorno Kongresi (1921).